Formula 1 yönetimi ile Türkiye yetkilileri, Istanbul Park'ın 2027'den itibaren takvime dönüşünü getiren beş yıllık anlaşmayı resmen imzaladı. Türkiye Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) ile ortaklaşa duyurulan anlaşma 2031'e kadar sürecek. Bu hamle sadece sportif bir geri dönüşten ibaret değil; F1'in takvimini gösterişli yeni pistler ile klasik, yarış için özel olarak tasarlanmış pistler arasında yeniden dengelediğinin açık bir işareti.

Istanbul Park, F1 takvimine geri dönüyor

Beş yıllık garanti: Artık "konuk" değil

2020 ve 2021'deki geçici dönemlerin, yani İstanbul'un pandeminin yarattığı boşlukları doldurduğu yılların aksine, bu yeni sözleşmenin ağırlığı çok daha büyük. 2027'den 2031'e uzanan süreyle Türkiye artık F1 takviminin istikrarlı bir durağı olarak konumlanıyor. 2020'deki son yarış, Lewis Hamilton'ın yedinci Pilotlar Dünya Şampiyonluğu'nu garantileyerek Michael Schumacher'in tüm zamanların rekoruna ulaştığı pist oldu; Türkiye GP'sini en son 2021'de Valtteri Bottas kazandı. Bu uzun vadeli taahhüt, takımların, sponsorların ve yatırımcıların İstanbul'u önümüzdeki on yılın stratejik yol haritalarına sağlam şekilde dahil etmesine imkan tanıyor.

Sponsorlu
MYBC SPOR BAHİSLERİ İlk yatırımında $10 bedava bahis Bir dakikada MYBC'ye kaydol ve hemen al. Kaydol

Özel yapım pist ve sokak pistleri: Denge arayışı

Son yıllarda F1 takviminde Las Vegas, Miami ve Madrid gibi gösterişli sokak pistleri giderek ağırlık kazandı. Istanbul Park'a dönüş, Liberty Media'nın bir denge bulma yönündeki kararlı çabasını temsil ediyor. İstanbul "yapay" bir pist değil; Hermann Tilke'nin tasarladığı, 5,338 kilometre uzunluğunda ve 14 virajlı özel bir yarış kompleksi. Pilotlara dar şehir koridorlarında yalnızca frenlerini test ettirmek yerine, onları aracın tüm aerodinamik potansiyelini ve yüksek hızdaki dengesini kullanmaya zorluyor.

Istanbul Park, F1 takvimine geri dönüyor

8. viraj: Fiziksel dayanıklılığın nihai sınavı

Bu pistin tartışmasız "kahramanı", "Diabolica" lakaplı efsanevi 8. viraj. Dört tepe noktası, 640 metrelik uzunluğu ve 260 km/s'nin üzerindeki giriş hızlarıyla pilotları her seferinde yaklaşık 8 saniye boyunca sürekli yanal G kuvvetlerine maruz bırakıyor. Birçok yeni pistin fazla "steril" olduğu için eleştirildiği modern dönemde, İstanbul'un saat yönünün tersine uzanan yapısı ve çarpıcı yükseklik farkları ham ve otantik bir zorluk olmaya devam ediyor. Gazetecilik açısından bakıldığında, bu viraj kuşkusuz 2027 sezonunun tanıtım kampanyasının merkezinde yer alacak.

Yeni yönetim ve altyapıda devrim

Bu dönüşün arkasında yeni bir işletmeci var: Can Bilim Eğitim Kurumları A.Ş. Şirket, 2024'te Istanbul Park'ı işletme hakkını, bildirildiğine göre 117,8 milyon dolar karşılığında 30 yıllık işletme imtiyazıyla aldı. Önemli bir ayrıntı olarak TOSFED, organizasyonların kendisi için F1'in resmi uygulama ortağı olacak. Anlaşma yalnızca bir yarışa ev sahipliği yapmanın ötesine geçiyor; çevredeki altyapının ve seyirci tesislerinin komple elden geçirilmesini de kapsıyor. Türk hükümeti için bu proje bir ulusal prestij meselesi ve hedef, 2027'ye kadar tamamen modernize edilmiş bir tesisi teslim etmek.

Takvim lojistiği: İstanbul yerini nasıl buldu?

Istanbul Park'ın dönüşü doğal bir soruyu akla getiriyor: 24 yarışlık, zaten kalabalık takvimde kimin yerini aldı? Yaygın bir yanılgının aksine yanıt şu: Geleneksel hiçbir Avrupa yarışı takvimden çıkarılmadı. Boşluk, Hollanda Grand Prix'sinin (Zandvoort) sözleşmesini 2026 sonrasına uzatmamayı tercih etmesi ve İspanya ile Belçika Grand Prix'lerinin dönüşümlü sisteme geçmesiyle açıldı: Spa-Francorchamps tek yıllarda (2027, 2029, 2031), Barselona çift yıllarda (2028, 2030, 2032) yarışacak ve her iki sözleşme de 2032'ye kadar sürüyor. İtalya'daki Monza, Kasım 2024'te imzalanan altı yıllık anlaşmayla 2031'e kadar tamamen güvence altında. İstanbul, Portimão'da geri dönen Portekiz GP ile birlikte, bu mevcut değişikliklerin yarattığı boşlukları dolduruyor; İtalya'daki asıl sıkışma ise sözleşmesi 2026'da sona eren ve geleceği belirsiz olan Imola için söz konusu.